Başlangıcı olan her şeyin, bir de bitişi vardır.
 
ARI VE «İ«EK
Zaman su gibi akarken, sesizce çok şeyi alır götürür.  
  ANA SAYFA
  EĞRİSİ DOĞRUSU
  GÖNDERDİKLERİNİZ
  İZ BIRAKANLAR
  MEZUNLAR
  NASIR TAŞI
  NURDAN DAMLALAR
  SAYAÇ
  SORU-CEVAP
  STAJ
  ŞİİR-MAKALE
  TEKNOLOJİ
  VELİ REHBERLİK
  YÖNETMELİKLER
  DİSİPLİN
  SINIF GEÇME
  SOSYAL ETKİNLİK
  KILIK KIYAFET
  MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM
  ZİYARETÇİ DEFTERİ
  Arşiv
Copyright By Zafer DEDE Her Haklı Saklıdır. Kaynak gösterilmeden başka yerlerde yayınlanamaz.
TEKNOLOJİ

Böyle flash bellek görülmedi
 
Araştırmacılar dünyanın ilk esnek ve organik flaş bellek cihazını geliştirmeyi başardılar

Science dergisinin son sayısında yer alan habere göre, araştırmacılar dünyanın ilk esnek ve organik flaş bellek cihazını geliştirmeyi başardılar. Bu gelişme, bu tür belleklerin kağıt ekranlarla birlikte kullanılabileceği göz önüne alındığında ve kağıt ekranların bükülebilirlik özelliğine uyumlu olacakları düşünüldüğünde daha da önem kazanıyor.

Bugüne kadar, güneş hücrelerinin, LED'lerin ve sayısal devrelerin üretiminde kullanılan organik yarıiletkenler, esnek plastikten cihazlar imal edilmesini sağlıyordu. Üretiminde organik transistörlerin kullanıldığı yeni geliştirilen ince ve esnek flaş bellekte parmak izi görüntüleri gibi görsel dosyaları uzun süreler boyunca saklanabiliyor.

Cihaz, elektrik bağlantısı kesildiğinde de çalışabiliyor. 'RAM' olarak bilinen ve güç bağlantısı kesildiğinde hafızasındaki bilgileri 'unutan' bellek tipinden farklı olarak, bu bellekler harici bir güce ihtiyaç duymuyor ve 'unutmadan' çalışabiliyor. Uzmanlar, daha ince ve daha esnek flaş bellek yongalarının geliştirilmesinin, güçlü dahili hafızaya sahip ve taşınabilirliği artırılmış ürünlerin üretilmesi gibi, elektronik cihaz endüstrisinde heyecan verici yeni gelişmelerin de önünü açabileceğini belirtiyorlar. 




 
Yazıyı sese çeviren program
 
Yazıyı sese çeviren program geliştirildi

Bilkent Üniversitesi araştırmacıları, konuşma engellilere yönelik Türkçe yazıları sese dönüştürebilen bir teknoloji geliştirdi.


Cep bilgisayarına yüklendiğinde kalıp cümleleri ve Türkçe yazıları seslendirebilen “Turkon” isimli yazılım, engellilerin çevreyle iletişimlerinin güçlenmesine katkı sağlıyor. Yurtdışında yüksek ücretlerle temin edilebilen yazılım, internet üzerinden ücretsiz kullanılabiliyor.

Bilkent Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Altay Güvenir, Türkiye'de yaklaşık olarak 270 bin konuşma engellinin bulunduğunun tahmin edildiğini bildirdi. Bir süre önce babası felç geçirdiğinden konuşma engeli bulunan bir kişiden aldıkları e-posta üzerine araştırmalarına başladıklarını dile getiren Güvenir, yurtdışında engellilerin, yazdıklarını sese dönüştüren teknolojilerle karşılaştıklarını anlattı.
Sistem, www.cs.bilkent.edu.tr/turkon/ adresinden ücretsiz kullanılabiliyor.



 
Türk yapımı elektrikli otomobil
 
Dünyada giderek yaygınlaşan elektrikli otomobil piyasasında ilk yerli üretim elektrikli otomobil 2012 yılında Türkiye yollarında olacak.
7 saatlik şarjla 300 kilometrenin üzerinde yol yapabilen otomobil, 100 kilometre hızın üzerine çıkabilecek.

Ankaralı Oscar firmasının koordinatörü Erdem Ufacık, firmalarının 1974 yılında kurulduğunu ve bugüne kadar inşaat aletleri üretimi yaptığını belirterek, "Firmamız son yaşanan ekonomik krizle birlikte AR-GE'ye yöneldi ve elektrikli otomobil yapmaya karar verdi. İlk olarak fabrikalarda, tesislerde, otellerde ve parklarda kullanılabilecek şekilde küçük elektrikli araçlar ürettik. Bunlar yük ve insan taşımada kullanılabiliyor. Bu araçlardan bazılarını savaş uçaklarını hangara sokmak ve hangardan çıkarmak için Hava Kuvvetleri Komutanlığı satın aldı. Bu modellerin fiyatı 6 bin 500 dolardan başlayıp, üzerindeki donanıma ve motor gücüne göre 11 bin dolara kadar çıkıyor. Bu araçlarımız özellikle sessiz olması, egzoz gazı salmaması ve ekonomik olması nedeniyle tercih ediliyor" dedi.

İLK SERİ ÜRETİM ELEKTRİKLİ OTOMOBİL 2012'DE YOLLARDA
Firmanın trafiğe çıkmaya uygun elektrikli otomobil üretmek için çalışmalarını tamamladığını da dile getiren Ufacık, "Bu otomobilin dizaynı, motoru ve gerekli her türlü donanımı tasarlandı. Şu an seri üretime geçmek için hiçbir engelimiz kalmadı.

Sanayi Bakanlığı'ndan gerekli izinleri de aldık ve bu otomobillerimizden ilk 500 tanesi 2012 yılında Türkiye yollarında olacak. Tamamen elektrikle çalışacak bu otomobil, ürettiğimiz diğer elektrikli modellerimizle aynı motora sahip olacak. Ancak şu an ürettiklerimizin hızını 22 kilometrede sınırladık. Bu otomobilimizde hızı 100 kilometrenin üzerin çıkarmayı planlıyoruz. 7 saat şarj edilen bu otomobil, 300 kilometrenin üzerinde yol yapabiliyor. Şehir içi trafiği için uygun olan bu otomobilin fiyatı konusunda ise henüz bir karar verilmedi" şeklinde konuştu.

mynet


Windows 7'ye hazır mısınız?
 
Bilgisayarınız Microsoft'un yeni işletim sistemi Windows 7'ye hazır mı?

Tam da nihai sürüm adayının halka açılma süreci yaklaşmışken Microsoft, Windows 7'nin sistem gereksinimlerini resmi olarak açıkladı. Firmanın verdiği bilgilere göre hem Windows 7 RC'yi hem de final sürümü kullanabilmek için şu konfigürasyonda bir bilgisayara ihtiyaç var:

32- veya 64-Bit desteği olan ve minimum 1 GHz saat hızında çalışan bir işlemci
32-Bit sürümler için en az 1 GB, 64-Bit sürümler için en az 2 GB RAM
En az DirectX 9'u destekleyen (WDDM 1.0 ve üzeri) ekran kartı
32-Bit sürümler için en az 16 GB, 64-Bit sürümler içinse en az 20 GB boş sabit disk alanı

Windows 7 ile duyurulan XP Mode'u (XPM) kullanmak için en az 2 GB RAM'li ve 15 GB ek depolama alanına sahip bir bilgisayar öneriliyor
Ria Novosti ajansının haberine göre, Pekin yakınlarındaki bir yumurta üretim tesisinde kurulan santralde tavuk dışkısından elde edilen metan gazıyla elektrik üretiliyor.

Habere göre, bu santralde üç milyon tavuğun bir yılda ürettiği 80 bin ton dışkı ile 14,6 bin megavat elektrik üretilerek 10 bin dairenin ihtiyacı karşılanıyor.

Daha önce Huhhoto kentindeki hayvan çiftliğinde günlük 1,36 megavat ve Maanşan'da da 22 bin kilovat elektrik üreten, büyükbaş hayvan dışkısını işleyen santral kurulan Çin'de, hayvan dışkısından yayılan metan gazını yakarak elektrik üreten santrallerin diğer büyük şehirlerde de yaygınlaştırılması planlanıyor.
Ham madde sıkıntısı çekmediği bildirilen bu santrallerin ürettiği atık ise gübre olarak kullanılıyor
Parmak izini veren yüzünün fotoğrafını alacak
06 Mayıs 2009 / 08:02
Gazi Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği bölümü tarafından geliştirilen "Parmak izinden yüz tanıma projesi tanıtıldı.
Patenti Gazi Üniversitesi araştırmacıları tarafından alınan geliştirilmiş bu proje ile kişilerin sadece parmakizlerinden yüz robot resimleri elde edilebiliyor.

Gazi Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği bölümü Öğretim üyesi ve projenin mimarlarından olan Prof. Dr. Şeref Sağıroğlu, Projenin Dünyada ilk kez kendileri tarafından yönetildiğini belirterek, bu projede kişinin tanınmasında ve kimliklendirilmesinde kullanılan ve 'kişiye özgü' kavramıyla özdeşleşen biyometrik özellikler kullanılarak kişileri yüksek doğruluklarla tanıyıp kimliklendirebilmenin mümkün olduğunu ifade etti.

Sağıroğlu, "Yapılan pek çok çalışmada, nano mertebesinde olan özelliklerde kişiye has özelliklerin bulunması veya genetik olarak saklanması fikri, bizde de biometrik özellikler arası bir geçiş oluşması fikrini doğurmuştur. Sunulan çalışmada, parmakizinden yüzü tanıyan zeki bir sistem geliştirilmiştir" dedi.

Şeref Sağıroğlu, Parmakizi ile yüz arasındaki olabilecek ilişkinin analizi ve incelenmesi işlemine parmakizi ve yüz özelliklerini içeren bir ÇBVT oluşturularak başlandığını belirterek, "Sunulan çalışmada 120 kişilik bir parmakizi yüz veritabanı oluşturulmuştur. Bu çalışmada sadece bir adet kırmızı ve her yüze ait sadece bir adet yüz resmi kullanılmıştır. Kişinin sağ el işaret parmağı ile kişiyle hiçbir bilgi olmaksızın kaşlar, gözler, burun ve ağız olarak sıralanabilen yüze ait temel bileşenler elde ediliyor" diye konuştu.

Projeyi ilk kez dünya kongresinde sunduğunu söyleyen Sağıroğlu, yurtdışından birçok çalışma teklifi aldığını dile getirerek, Türkiye için ticari olabilecek bir ürün olduğunu ifade etti.

Çalışmalarının başarısızlık oraranının yüzde 3 olduğuna işaret eden Sağıroğlu, Türkiye'de de ilgili birimlerle görüştüğünü, projenin hazır olduğunu ancak çalışmalara devam edip tamamen tamamlandıktan sonra görüşmek istediğini bildirdi. Prof. Dr. Şeref Sağıroğlu şunları söyledi:
"Bu projede kişiye ait bir parmakizi resmini kullanarak aynı kişinin yüz robot resmini çizmeye yönelik bir sistem bütün olarak sunulmaktadır. Elde edilen sonuçlar parmakizi ve yüz gibi biyometrik iki özellik arasında yakın bir ilişkinin varlığını ortaya koymakta, bu ilişkinin boyutu ve çeşidi bundan sonraki çalışmalara kalmaktadır."

Prof. Dr. Şeref Sağıroğlu, Arş. Gör. Uraz Yavanoğlu ve Tıp öğrencisi Necla Özkaya tarafından geliştirilen 'Parmakizinden Yüz Tanıma' Projesinin sonuçlarını Sağıroğlu şöyle kaydetti:
"Sunulan çalışma ile diğer biyometrikler arasında olabilecek herhangi bir ilişkinin analiz edilmesinde öncülük olabilecek nitelikdedir. Sunulan sonuçlarda bazı değerlerin yüksek çıkması ve bazı sonuçlarda düşük hata elde edilmesinin sebepleri ise parmakizleri ile yüzler arasında oluşturulan modelin bazı parmak izleri için iyi performans göstermemesinden kaynaklanmaktadır. Yüksek hata değerine sahip olan yüz resimleri düşük hata değerlerine sahip yüz resimlerinin benzerlikleri üzerinde kapsamlı çalışma yapılarak bu husus somut olarak açıklanmasına ihtiyaç vardır. PYTZS'de kullanılan yaklaşım, biyometrik sistemler, güvenlik, kimliklendirme, suç ve suçlu takibi ve benzeri birçok alana yeni araştırma alanları ekleyecek niteliktedir. Robot resim şeklindeki çıkışların literatürde bilinen ve kullanılan çeşitli teknikler ve programlar yardımıyla resim şekline getirilmesi, üç boyutlu hale çevrilerek görselliği ve doğruluğun arttırılması mümkündür. Projeyi www.fingerprint2face.org sitesinden herkes deneyebilir."



Şu an aktif.

Herhangi bir şekilde kaybolan kişi; ACIL yada NEREDEYIM yazıp 7777 veya 2222 numarasına mesaj gönderirse, kendisine BULUNDUGU YER GAYET AYDINLATICI BIR SEKILDE mesaj olarak gönderiliyor.
 
Mesaj sonrası gelen bilgiler aşağıdaki gibidir.
 
Normalde 2sms/4 kontör. Fakat kontörünüz olmasa da mesaj gönderiliyor.
Tüm Ceptelefonu abonelerinin bilmesinde fayda var. Lütfen mümkün olduğunca dağıtalım.


KAYBOLMAK veya en yakın polise, jandarmaya veya sağlık kuruluşuna acil ihtiyaç olabilir.


Hepimizin başına gelebilecek bir olaydır...

Cep Telefonuna Gelen Cevap Mesaj Örneği;  

                                                                                                                   
BULUNDUGUNUZ BOLGE:
                                                                                                       
İstanbul,Şişli,Ayazağa,Kemerburgaz Yolu

                                   
COGRAFI KONUMUNUZ:                                                                                                          
(41 derece 07 dk 08 sn Kuzey, 28 derece 57 dk 49 sn Dogu)
                                 
SIZE EN YAKIN NOKTALAR:
                                                                                             
Muruvvet Akpınar Polis Karakolu  3.0 KM (+902122893132)                                                  
Sağlık Bakanlığı Hamidiye Sağlık Ocağı 2.7 KM

Çakırlar Camii 260 Mtr                                                
             
Polis Imdat 155, Alo Jandarma 156, Hizir Acil 112, Itfaiye 110    


Elektrik uzaydan gelecek
 
Bir eyalet yakın gelecekte elektrik enerjisini uzaydan sağlayacak.


ABD'nin Kalifornia eyaleti, 2016'dan itibaren uzaydan yere ışınlanacak güneş enerjisinden elde edilecek elektriği kullanmayı hedefliyor.

ABD'nin NBC televizyonunun internet sitesinde yer alan habere göre, Pacific Gas & Electric (PG&E) elektrik dağıtım firması, Solaren şirketinden 15 yıl süreyle on binlerce eve yetecek 200 megavat güneş enerjisi satın alacak. PG&E şirketinin Kalifornia eyaleti yetkililerinden bu konuda onay almaya çalıştığı belirtiliyor.

UZAYDA DEV PANELLER KURULACAK

Plana göre, Solaren şirketi uzaydan güneş enerjisini elde etmek için güneş panelleri bulunan uyduları yörüngeye yerleştirecek ve sonra bu enerjiyi radyo frekansı enerjisine dönüştürerek yerdeki istasyona gönderecek. Buradaki enerjinin elektriğe dönüştürülmesinin ardından PG&E elektrik dağıtım şirketinin şebekesine verilecek.

ÇOK PAHALI OLMAYACAK

Yenilenebilir enerji üretme projelerine hız verdiklerini belirten PG&E şirketi yöneticisi Jonathan Marshall, çevreyi kirletmeyen enerjiyi kabul edilebilir bir fiyata insanların hizmetine sunmayı amaçladıklarını söyledi.

Marshall bu projeyi hayata geçirmekle risk almadıklarını da açıkladı.
Lazer televizyon LCD'lerin yerini alacak mı?
 
Geçtiğimiz Kasım ayında üretimine başlanan lazer televizyonların, ince ekranda yüksek görüntü kalitesi sunması ve tasarruflu olması nedeniyle de plazma ve LCD televizyonların yerini alması bekleniyor.
BBC Focus dergisinde yer alan habere göre, lazer televizyonlar görüntüyü oluşturmak için lazer ışınlarını kullanıyor. Bu nedenle de plazma ve LCD'lerden daha renkli, kaliteli ve canlı görüntü sunuyor. Mevcut HD televizyonlar insan gözünün yakalayabildiği renk tonlarının sadece yüzde 40'ını gösterirken, lazer televizyonlar sayesinde artık renklerin yüzde 80'ini görebileceğiz.

Lazer televizyonların LCD televizyonların üçte biri, plazmaların ise dörtte biri oranında güç tükettiğine dikkat çekilen haberde, Lazer TV'nin çalışma tekniği şöyle açıklanıyor: "Kullanılan üç ana renk kırmızı, yeşil ve mavi birer lazer ile gönderilerek ekrandaki görüntü oluşturuluyor. Lazer ışınları kullanıldığından hem renkler oldukça gerçekçi oluyor, hem de her zamankinden ince ekranlar üretilebiliyor".

Her geçen yıl genişleyen televizyon sektöründe lazer televizyonların LCD'lerin yerini alıp alamayacağı konuşuluyor. Bazıları lazer televizyonların baskın geleceğini söylerken, diğerleri ise bu televizyonların fazla pahalı olduğunu belirtiyor.

Geçtiğimiz Kasım ayında ilk ticari lazer televizyonu üreten Mitsubishi yetkilileri, televizyonların ilk etapta sadece Amerika'da satılacağını, Avrupa ve Türkiye pazarına henüz girmeyi düşünmediklerini söyledi. 65 inç büyüklüğünde olan bu lazer televizyonun fiyatı ise 6 bin 999 dolar.


BU BULUŞ DÜNYAYI SALLIYOR
 
Türk firması Baytek'in gerçekleştirdiği buluş için Phlips firması açık çek verdi.
Enerjide yüzde 80 tasarruf iddiasıyla ortaya çıktıklarında "İkinci Erke vakası mı" yorumları yapıldı. Ancak onlar 'Moleküler Isı Transferi' buluşunun dünya devlerinin bile ilgisini çektiğini belirtiyor. Baytek'in CEO'su Başgül kanıt için dev şirketlerin yöneticilerinin açık çek teklif ettiğini gösteriyor..

Baytek firması bundan 3 hafta kadar önce İstanbul'da bir basın toplantısı düzenleyerek Vecta markalı ürünlerini tanıttı. İddiası, elektrikli ısıtıcılarının yüzde 80'e varan oranlarda tasarruf yaptığı yönünde. Rakiplerinin eleştirileri arasında Vecta için bir anda 'Erke muamelesi' görmeye başladı. Hatırlanacağı üzere 21 Kasım 2006'da kamuoyuna tanıtılan Erke Dönergeci 'yakıt gerektirmeyen kuvvet makinesi' olarak basına tanıtılmış ve aradan 2 yılı aşkın bir süre geçmesine karşın çalışmalar halen açıklanmamıştı. Önceki gece Baytek firmasının CEO'su İsmet Başgül ile yaptığımız sohbette de "Bizi 2. Erke vakası gibi görüyorsunuz" diyerek söze başladı. Ancak Baytek firmasının yaptıkları ve Başgül'ün açıklamalarını dinledikçe ona sözü vermeyi uygun gördük. İşte Başgül'ün açıklamaları: "İki önemli keşiften söz ediyoruz. Birincisi; daha önce basın toplantısında da açıkladığımız 'Moleküler Isı Transferi Sistemi' (HeatPowercell).'Moleküler Isı Transferi Sistemi' ismini verdiğimiz keşif ve teknoloji sayesinde ısının bir noktadan diğer bir noktaya hemen hemen hiç kaybolmadan iletebiliyoruz. Bu sayede daha düşük enerji kullanarak ısıyı daha hızlı iletilebiliyor. Bir diğer önemli keşfimiz 100 watt'lık bir ampulün verdiği aydınlığı 1.5 watt ile sağlanabilecek olması.

BAKAN 01:30'A KADAR TUTTU
Yani aydınlatmada yüzde 98.5'lik bir tasarruftan söz ediyoruz. Tasarruflu ampuller 23 watt olduğu düşünüldüğünde edilecek tasarruf çok yüksek. Bu teknoloji sayesinde elektrik tüketimi çok büyük oranda azaltılabilecek." Projelerini Enerji Bakanı'na anlattıklarını belirten Başgül, bakanla yaşadıklarını da şöyle anlattı: "Bakan Bey projeyle çok yakından ilgilendi. İki defa bakanlıkta görüştük. Bizi gece 01.30'a kadar dinledi. Daha sonra uzman kişileri çağırttı ve ölçümler yapılmasını istedi. Hatta ürünleri Türk Standrtları Enstitüsü'ne götürüp test yapılmasını istedi. Biz de ürünleri götürüp laboratuvarın kapısına bıraktık. Bizi içeri dahi almadılar. Bu testten sonra biz büyük bir elektronik firmasının laboratuvarlarında da bu ürünü test ettik ve tasarruf miktarının yüzde 90'ları bulduğunu test ettik."

PROJE DEVLETİN BİLGİSİNDE
Projenin hem Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, hem bakanın bilgisi dahilinde olduğunu ve artık Baytek'in değil Türkiye'nin projesi haline geldiğini dile getiren Başgül, "1 aydan bu yana ısıtıcalarımızı piyasaya sürdük ve büyük bir taleple karşılaştık" dedi. Başgül, teknolojiyi görmeye Hollandalı bakanlar, İtalyan üreticiler ve Philips hissedarların ortak olmak için teklif getirdiğini söyledi. Başgül kuşkulu bakışlarımızın azalmadığını görünce bizi haftaya fabrikalarına test için davet etti.

AÇIK ÇEK VERDİLER
Projeye yabancı birçok firmanın ve kuruluşun da büyük ilgi gösterdiğini dile getiren Başgül şunları söyledi: "Hollanda Enerji Bakanı proje ile yakından ilgileniyor. İtalyan bir firma gelip bize projede ortak olmak istediğini ve bize açık çek verdi. Philips'te hisse sahipleri gelip projeyi satın almak istediklerini söylediler. İsmini vermek istemediğim başka çok büyük firmalar da projeye ilgi gösterdi. Ama biz projenin Türkiye'den bir Türk firmasından çıkmasını istiyoruz." Yurtdışında şirketler de kurmaya başladıklarını belirten Başgül, "Bunlar arasında ABD, Almanya ve Hollanda bulunuyor. Rusya'da da şirket kurmayı planlıyoruz" dedi. İhracat çalışmalarına başladıklarını anlatan Başgül, "Yakında TIR'larla bu ülkelere ürün göndermeye başlarız" diye konuştu.

İCAT HİKAYESİ
Keşfi yapan kişi ve şu anda Baytek'in Yönetim Kurulu Başkan'ı Hakan Kuşbaygı, daha önce bir grup mühendisin yoğun çalışmalarıyla böyle bir sonuca ulaştıklarını belirtmişti. Kuşbaygı, şunları anlattı: "Tesadüfi bir olay sonucu, bir metalin ısı iletimi konusundaki aykırı davranışta bulunduğunu gördük. Yüksek kapasiteli bir kaynak makinesine rağmen metal boru bir türlü kaynak tutmuyor, aldığı ısıyı anında iletiyordu. Borunun içinden su geçtiğini fark ettik. Sonra kendimize şu soruyu sorduk. 'Acaba içinden hiçbir şey geçmese de metal ısıyı yine de hızla iletebilir mi?' Kafamızı kurcalayan bu olayın üzerinde çalışmaya ve araştırmaya başladık. Bugün "Moleküler Isı Transfer Sistemi" dediğimiz sistem 7 yıl çalışmamız sonucu doğdu. İnanıyoruz ki bu buluşla dünya bilim tarihine adımızı yazdıracağız."

NERELERDE KULLANILACAK
* Vecta ilk etapta piyasaya elektrikli ısıtıcı ve radyatörlerle girdi. İddiası ise yüzde 80 enerji tasarrufu sağladığı yönünde.

* Bu konudaki eleştirilere Türk Standartları Enstitüsü'nde yaptıkları testlerle yanıt veriyorlar.

* Şirketin teknolojiyi uygulamayı planladığı alanlardan bazıları şunlar:

* Kalorifer peteği ve kombi petekleri. (Bakan Güler'in anlatımına göre sistemde nano bor gezdirerek bu sağlanacak)

* Güneş enerjisinden yararlanarak çalıştırılacak klima.

* Bilgisayarlarda ısınan parçaları soğutmakta kullanılan fanların yerine

* Elektrik santrallerinde... (Santrali jeotermal enerji ile çalıştırarak doğalgaz, kömür kullanımını ortadan kaldırma hedefinde) nOtomobillerde radyatörler yerine. nMerkezi sistemlerle ısıtma amacıyla.

* Alttan ısıtmalı yollarda.

* Her tarafı aynı anda ısıtabilen fırınlarda.

 
Dijital bilgileri sildim sanma!
 
Bilgisayarlardan, cep telefonlarından, PDA'lerden ve diğer benzeri dijital depolama alanı kullanan cihazlardan silindiği sanılan bilgiler, bilinenin aksine hemen silinmiyor.
Bilgisayarlardan, cep telefonlarından, PDA'lerden ve diğer benzeri dijital depolama alanı kullanan cihazlardan silindiği sanılan bilgiler, bilinenin aksine hemen silinmiyor ve duruma göre yıllarca kalabiliyor, istenilen zaman yeniden elde edilebiliyor. Dijital depolama alanlarına yüklenen her bir bilgi için bilgisayar bir adres ya da veri yolu yaratıyor.

Böylece ornek.doc ya da ornek.jpg gibi herhangi bir dosyayı açmak isteyen kullanıcının komutunu alan bilgisayar, söz konusu adres yolunu kullanarak ilgili dosyayı ekrana getiriyor. Bilgisayar, dosya "Geri Dönüşüm Kutusu/Çöp"e atıldıktan sonra bile adres bilgisini saklarken, kutu boşaltıldığında bu adres bilgisini kaybediyor, ancak dosya dijital depolama alanında kalmaya devam ediyor.


Örneğin, 10 MB depolama alanı olan ve 9 MB'ı (Yüzde 90'ı) resim, video gibi yazılımlar gibi çeşitli bilgilerle dolu olan bir harddisk'ten 1 MB büyüklüğündeki bilgi silinerek "Çöpe" gönderildiğinde tekrar yerine koymak mümkün. Ancak çöp kutusu boşaltıldığında bilgisayar adres yolunu kendi hafızasından siliyor ve o dosyalar görünmez oluyor.


Bu durumda bilgisayarda adreslenebilir ya da adreslenemez 2 MB'lik bir alan kalıyor. Kullanıcı bilgisayarına 2 MB'lık bilgi yüklemez ya da silmezse, silindiği sanılan ve görünmez olan söz konusu 1 MB'lık bilgi daha sonra özel adresleme yazılımları sayesinde recover (yeniden adresleme/geri kazanma) edilebiliyor.


Teknolojinin hızla gelişmesine paralel olarak dijital depolama alanlarının da büyüklüğü hızla artıyor. Günümüzde bir çok bilgisayar en az 200 GB (200.000 MB) ve üzeri kapasiteli harddiskler yüklü olarak satılıyor. Ancak normal bir kullanıcı, oyun, yazılım ve film gibi materyallerle bu kapasitenin ortalama yüzde 50'sini değerlendirebiliyor.


Bu bilgisayara tek bir A4 büyüklüğünde ve ortalama 25 KB'lik Microsoft "Word" ya da OpenOffice "Writer" sayfasından ya da 100 KB'lık resimlerden binlerce kaydedilebildiği düşünülürse, bunlardan bir bölümü silinse bile, dijital depolama alanına çok yer kaplayan başka yazılımlar yüklenmezse silindiği sanılan bilgiler uzun aylar, hatta yıllar boyunca bilgisayarda kalabiliyor.


ASKERİ BİLGİLER MP3'DE


Yeni Zelanda'lı Chris Ogle isimli gencin yaşadığı olay, bilgi güvenliğinin önemine güzel örneklerden birini teşkil ediyor. Ogle, ABD'nin Oklahoma eyaletinden 9 dolara satın aldığı ikinci el MP3 çalıcıyı bilgisayarına taktığı ve recover ettiği zaman, Amerikan ordusunun Irak ve Afganistan'da görevli birliklerinde yer alan personele ait isim listeleri, görev özetleri, sosyal güvenlik ve cep telefonları gibi bilgilere ulaştı.


Afganistan'da, Kabil dışındaki Bagram askeri hava üssünden çalınan bir bilgisayardaki bilgilerde de yine silinmiş ama kaybolmamış stratejik dokümanlar elde edilmişti. Benzer olayların yaşanmaması için Amerikan Savunma Bakanlığı, bilgisayarlarda USB kullanımını yasakladı.


ABD başkan adayı John McCain'in kampanyası sırasında kullanılan ve sonrasında 20 dolara satılan bir cep telefonunda da kampanyaya bağış yapanların bilgileri, cep telefonları, adresleri, elektronik posta bilgileri ve resimleri bulunmuştu.


Cep telefonlarına takılan harici hafıza kartları da telefon çalındığı zaman, resim, video gibi kişiye özel bilgilerin bir anda üçüncü kişilerin kontrolüne geçmesine neden olabiliyor. Bilgi güvenliği uzmanları, kullanıcılardan cep telefonlarını iyi korumalarını ve tamire verecekleri zaman harici hafıza kartlarını mutlaka çıkarmalarını öneriyor. Denize düşürülmüş, kırılmış ya da yanmış ama tamamen yok olmamış harddisklerden dahi bilgi yeniden elde edilebiliyor.


TAMAMEN SİLMEK MÜMKÜN


Ancak bazı yazılım şirketleri, yeniden kazanımı engellemeye yönelik yazılımlarıyla bilgilerin "gerçekten" silinmesini de sağlayabiliyor. Söz konusu yazılımlar, adres yolu silinmiş ancak harddisk'in görülmeyen bölümünde bekleyen dosyaları buluyor ve aynı ofislerde kullanılan kağıt öğütme makineleri gibi parçalara ayrıyor. Dosyalar yeniden birleştirilemez, dolayısıyla recover edilemez hale getiriliyor.


Çok önemli virüs uyarısı !
 
TÜBİTAK, internette hızla yayılan yeni bir bilgisayar solucanı için "ACİL" koduyla uyarı yaptı.
TÜBİTAK Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü (UEKAE) bünyesinde faaliyet gösteren TR-BOME'den yapılan bilgilendirme şöyle:

Microsoft, 23 Ekim 2008 tarihinde Windows 2000, Windows XP ve Windows 2003 işletim sistemlerini etkileyen, çok acil olduğunu bildirdiği MS08-67 kodlu güncellemeyi yayınladı.

Halen Dünya'da 15 milyon bilgisayara bulaştığı tahmin edilen “Conficker” isimli solucan, bu güncellemenin uygulanmamış olduğu sistemlerde etkin oluyor.

Solucanın son sürümü, zayıf şifrelere sahip kullanıcı hesaplarını, ağ üzerindeki paylaşımları ve solucanın bulaştığı bilgisayarlara takılan harici taşınabilir bellekleri kullanarak yayılıyor.

Bu solucan sisteme bulaştıktan sonra, bilgisayarın işletim sistemi ve anti virüs güncellemelerini almalarını önleyerek sistem üzerinde diğer virüs ve zararlı yazılımların da bulaşmasını sağlayacak "açık kapı" oluşmasını sağlıyor. Solucandan etkilenen sistem üzerinde daha sonra bulaşan zararlı kodun yeteneklerine göre, bankacılık hesap bilgileri gibi kişisel bilgilerin çalınmasından başka bilgisayarlara saldırıda kullanılmaya kadar birçok faaliyet gerçekleşebilmektedir.

Solucanın henüz bulaşmadığı sistemlerde işletim sistemi ve anti virüs güncellemelerinin acilen yapılması gerektiğini belirten TR-BOME uzmanları açıklık, açıklığın kapatılması ve solucanın bulaşmış olduğu sistemlerin temizlenmesiyle ilgili detaylı bilginin Türkiye'nin bilgi güvenliği kapısı olan www.bilgiguvenligi.gov.tr adresinden alınabileceğini kaydetti.


Kablo kirliliğine son!
 
           Dünyada henüz test aşamasında olan sistem sayesinde mevcut elektrik kabloları üzerinden gelen sinyallerle televizyon, telefon, radyo ve internet gibi sistemlerin çalıştırılabileceği bildirildi.
           Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) üyesi Prof. Dr. İlhan Yerlikaya, bilimin gelişmesinin teknolojik alanlarda her geçen gün yeni bir buluş ve gelişmenin zeminini hazırladığını belirtti.

           Gelişen teknoloji sayesinde mevcut elektrik hatları üzerinden internet platformu yayıncılığı (IPTV), internet, telefon ve benzeri sistemlerin veri aktarılmasına olanak sağladığını ifade eden Yerlikaya, şunları kaydetti:
''Powerline Communication (PLC) denilen bu sistem sayesinde yüksek hızlı veri transferi yapılabilecek. Böylece elektrik kabloları üzerinden gelen sinyallerle evimizde televizyon izleyip radyo dinleyebileceğiz. Telefon görüşmesi yapıp internet kullanabileceğiz. Tüm bunlar için de ayrı ayrı kabloların döşenmesine gerek kalmayacak. Kablo kirliliği ortadan kalkmış olacak.''

           Yerlikaya, PLC sisteminin halen Rusya, Kore, Tayvan gibi bazı ülkelerde test çalışmalarının yapıldığını, bu sistem sayesinde network inşa maliyetlerinin düşeceğini, veri aktarımının daha hızlı ve kaliteli olacağını bildirdi.

''SİSTEMİN TÜRKİYE'DE DE HAYAT GEÇİRİLMESİ MÜMKÜN''

           Türkiye'de de elektrik sistemlerinin büyük kısmının yer altına alınarak modern hale getirildiğini anımsatan Yerlikaya, ''Dolayısıyla da bu sistemin Türkiye'de de hayata geçirilmesi kolay ve mümkün. Sistemin Türkiye'de de hayata geçirilmesi halinde ilave hata gerek olmadan tek hat üzerinden kaliteli ve hızlı veri aktarımı sağlanabilecek. Hat döşeme maliyetleri düşecek'' diye konuştu.

           Yerlikaya, kablolu TV'nin Türkiye'de çok gelişememesinin sebeplerinden birinin de hat döşeme maliyetlerinin yüksekliği olduğunu, dolayısıyla PLC sisteminin hayata geçirilmesi halinde altyapı maliyetlerinin de en alt seviyeye düşürülebileceğini bildirdi.

           Prof. Dr. Yerlikaya, PLC sistemiyle telefon, internet, televizyon, teleworking (uzaktan çalışma sistemleri), teleshopping gibi sistemlerinin çalıştırılabileceğini sözlerine ekledi.


DİJİTAL FOTOĞRAF MAKİNESİ ALIRKEN BUNLARA DİKKAT

           Hızla gelişen teknoloji çağında, elektronik cihazlara her gün bir yenisi ekleniyor.
Mevcut cihazlar da görünüm, boyut, hız ve kapasitelerini geliştiriyor. Dijital fotoğraf makineleri, bunlardan sadece biri.

           Teknoloji uzmanları, makine alırken öncelikle ihtiyaca ve bütçeye uygun hareket edilmesini tavsiye ediyor. Cihazın kullanım amacına uygun olması gerektiğini belirten uzmanlar, "Sık sık mı fotoğraf çekeceksiniz, yoksa sadece cebinize sığacak bir model mi istiyorsunuz, önce ona karar verin." diyor. İnternet kullanıcılarına alışveriş önerileri sunan Meadowfreepress'te yer alan bilgilere göre, fotoğraf makinesi alırken 7 özellik ve performans göz önünde bulundurulmalı. Dış Haberler Servisi

Önce bilgi, sonra makine

           Başlangıç aşamasındaysanız, profesyonel makinelerden uzak durun. Ucuz kompakt makine alın.

           Profesyonel makine almadan temel fotoğrafçılık bilgilerini öğrenin.

           Temiz görüntü için megapixelin kalitesi önemli ancak vazgeçilmez değil. Sensörlerin çoğu kırmızı, mavi veya yeşil tonları tanır ama hepsini aynı anda algılayamaz.

           Makinede asıl bahsedilmesi gereken optik zoomdur. Fotoğraf büyütüldüğünde piksel karesindeki beneklenme ne kadar azsa kalite o kadar iyi demektir.

           Hem megapixel hem zoom kalitesini anlamak için örnek fotoğraflar inceleyin.

           Hafıza kartının fotoğraflarınızı aktaracağınız alete uyumlu olmasına dikkat edin.

           Fotoğraf makinesinde şarj edilebilir pilleri tercih edin.

BU NUMARAYI SAKIN YEMEYİN!
 
           Yüzlerce dolarlık yazılımları, lisanslı ve çok düşük fiyatlara size sunacağını iddia eden sitelerin oyununa gelmeyin. İşte o tehlike ve bilinmesi gerekenler.

           Korsan yazılım kullanarak, hem tehlikelerden korunmak, hem teknik destekten muaf kalmak hem de yaptırımlarla karşı karşıya kalmamak için lisanslı yazılım almak isteyenleri, bir başka tehlike bekliyor. E-posta kutunuza gelen bir mesajda, ihtiyacınız olması muhtemel yazılımların gerçek satış rakamları açıklanıyor. Hemen sonrasında, söz konusu firmanın size sunduğu ve son derece düşük sayılabilecek teklifi görüyorsunuz. Neredeyse asıl ödemeniz gereken tutarın %10'u. İlginizi çeken bu teklife tıkladığınızda, kredi kartı bilgileriniz isteniyor ve ödeme yaptıktan sonra size, yasal olmayan sürümler indirilmek üzere sunuluyor.

Ne Yapmalı?

           480 Dolar kar edeceğinizi bildiren bu mesaj,
sizi korsan bir siteye yönlendiriyor.
           Korsan yazılım kullanmamak için yasal yazılımlara yöneldiğinizde ilk gideceğiniz adres, söz konusu yazılımın Türkiye dağıtıcısı olmalı. İlgili dağıtıcı, sizin için uygun olan lisans seçeneğini paylaşacaktır ve en yakın satın alma noktası için sizi doğru bir şekilde yönlendirecektir.

           Lisans adı altında, sadece internet üzerinden indirme bağlantısı paylaşan sitelere tamah etmeyin.

           Satın aldığınız yazılımın, kutulu olmasına, kutusu yoksa orijinal CD/DVD'si ile size gönderilmesine, bunlar mümkün değilse de sizin adınıza hazırlanmış, özel seri numarası ve müşteri numarası gibi bilgilerin bulunduğu bir e-posta olmasına mutlaka özen gösterin.

           İnternet üzerinden yazılım satın alırken, limitini kolayca ayarlayabileceğiniz sanal kredi kartı kullanmaya gayret edin.

           Eğer, ihtiyacınız olan yazılımı satın almak için bütçeniz yoksa, açık kaynak kodlu ve ücretsiz çözümleri araştırın.

           Yazılım sahteciliği konusunda aklınıza takılanları, ücretsiz olan 0800 211 81 86 numaralı telefon üzerinden BSA uzmanlarına danışabilirsiniz.
KONUTLARA ELEKTRİK ÜRETME İZNİ
           Yenilenebilir Enerji Yasası ile evlerde de elektrik üretmek mümkün olacak.
           Enerji ve Tabii Kaynakları Bakanı Hilmi Güler, Yenilenebilir Enerji Yasası'nı çıkarttıklarını ve bu yasa sayesinde güneş enerjisinden elektrik üretileceğini söyledi. Vatandaşların kendi elektrik kendileri üreteceğini ifade eden Bakan Güler, “Evlerin çatı ve duvarlarındaki güneş pilleri sayesinde, vatandaşımız kendi elektriğini üretecek. 500 kilovata kadar izin almadan üretebilecekler. 500 kilovat 150'i daireyi kapsıyor. Güneş enerjisinden elektrik üretmek içinde Türkiye'nin güneş haritasını çıkarttık. Artık güneş tarlaları kurulacak” dedi.

           Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, bir süre önce çıkartılan Yenilenebilir Enerji Yasası ile güneş enerjisinden elektrik üreteceklerini açıkladı.

           Konya'da konuşan Bakan Güler, güneş enerjisini kullanmak için Türkiye'nin güneş haritasını çıkardıklarını, Türkiye'de güneş tarlaları oluşacağını anlattı. Vatandaşın evinde kendi elektriğini üreteceğini söyleyen Güler, 500 kilovata kadar izin alınmadan elektrik üretimi yapılabileceğini de belirtti. Vatandaş güneş enerjisini elektriğe nasıl çevirecek, maliyeti ne olacak? 

           Enerji Bakanlığı'ndaki çalışmalarda danışmanlık yapan Fore Enerji Şirketi Yetkilisi Elektrik Mühendisi Ufuk Keser soruları yanıtladı. Güneş enerjisinden elektrik üretmenin maliyetini kilovat başına 6-7 bin Euro olarak açıklayan Keser “Bir evin elektrik tüketimini 7-10 kilovat olarak kabul edersek, 15-20 bin Euro'luk maliyeti var. Elbette yaşadığınız yere göre bu maliyet değişebilir. Örneğin Antalya'da yaşıyorsanız bunun maliyeti 10 bin Euro'ya da düşebilir” dedi.

Devlet teşviği de olacak

           Keser hazırlanan yasada devletin elektrik santralleri ve vatandaşlar için farklı teşvikler planlandığını söyleyerek, 10 kilovat, 10 ila 500 kilovat arası ve 500 kilovat üzeri şeklinde değerler belirleneceğini belirtti. Devletin üretilecek elektriğe göre teşvik vereceğini söyleyen Keser “500 kilovata kadar herhangi bir lisans almanıza gerek yok. Ancak 500 kilovattan sonra santral olarak kabul ediliyorsunuz” dedi.

En sağlıklı üretim yöntemi

           Marmara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Enerji Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr . Tanay Sıdkı Uyar, güneş enerjisinden elektrik üretimine geçilmesinin önemine vurgu yaparak, soruları şöyle yanıtladı:

Güneş enerjisinden elektrik üretimi nasıl yapılır?

           Günes pilleri ile yapılır. Binaların çatıları ve yüzeyleri yarı iletken tabakalarla kaplanır. Güneşten gelen enerji elektronlara enerji verir hareketlenen elektronlar başka bir yarı iletken malzemeye aktarıldığında elektrik elde edilir.

Güneş enerjisinden elektrik üretimi dünyada yapılıyor mu?

           Başta ABD, Almanya, Japonya olmak üzere endüstrileşmiş ülkeler süratle güneş pilleri kullanımına geçiyor.

Türkiye'de bunun uygulandığı yerler var mı?

           Türkiye'de şebekeden uzak bölgelerde kullanılıyor. Henüz hükümet yeterli desteği vermediği için şebekeye bağlı yerlerde kullanılamıyor.

Gereken teknolojiyi üreten yerli ya da yabancı şirketler var mı?

           Yerli şirketler henüz yok ama, kamu kuruluşlarının desteklediği ülkelerde üretim tesisleri süratle kuruluyor.

Türkiye güneş enerjisinden elektrik üretimi yapmak isterse bu karlı bir yatırım olur mu?

           Türkiye için en güvenli ve toplumsal maliyetler (kanser ve savaşlar vs.) dikkate alındığında en ucuza mal olan bir enerji arz sistemi sağlayabilir.

Fazla enerji satılabiliyor

           Güneş enerjisi veya rüzgar enerjileriyle üretilen elektrik kullanımı ABD, İngiltere gibi gelişmiş ülkelerde yeni enerji trendi oldu. İngiltere'de 80 bin evi kendi enerjisini üretiyor. Bu ülkedeki başka ilginç uygulama ise, üretilen fazla enerjiyi elektrik şirketlerine satabilmeleri.
Arecibo: Evreni dinleyen kulak
30 Kasım 2008 / 08:00

305 metrelik olan dünyanın en büyük çanağına sahip ve Porto Riko ormanlarında 8 hektarı aşkın gözlem sahasına sahip Arecibo, astronomi uzmanlarına göre "evreni dinleyen kulak, gözleyen göz".

Arecibo: En büyük radyoteleskop

Arecibo, genellikle uzun yıllardır çalışan profesyonel astronomlara tahsis ediliyor. İşte buradan izlenen evrenle ilgili pek çok keşif yapıldı. 305 metrelik çapındaki dev hassas radyoteleskobu sayesinde şimdiye kadar dünya dışı onbinlerce sinyali yakalayıp değerlendirdi. Amerikan Cornell Üniversitesi tarafından işletilen Arecibo'dan şimdi yeni bir haber geldi.

Öğrenciler yeni bir galaksi keşfetti

ABD'nin Wisconsin-Madison Üniversitesi'nde astronomi öğrenimi gören 5 öğrenci, beklenmedik bir keşif yaparak, varlığı bilinmeyen yeni bir galaksi buldular.

Wisconsin State Journal gazetesinin haberine göre, keşiflerini, Porto Riko'daki dünyanın en büyük radyoteleskobu Arecibo Gözlemevi'ni kullanarak yapan öğrenciler, üniversitenin kıdemli öğretim üyesi gökbilimci Snezana Stanimirovic'ten ders almaya başladıklarında böyle bir keşifte bulunacaklarını hiç beklemediklerini ifade ettiler.

3 yıldan bu yana Arevibo Gözlemevi ile çalışan öğretmenleri Stanimirovic sayesinde, burada gözlem yapma fırsatı elde eden öğrenciler sonunda böyle bir keşfe imza attılar.

Bilim kurgu sinemasında

Şimdiye kadar Bond serisinin "Golden Eye" filminde, "Küçük Yeşil Adamlar", "X Files" Jodie Foster'ın oynadığı "Contact", filmlerinde de mekan olarak kullanılan Arecibo, pek çok keşfin yapıldığı yer.

Bilimsel keşifler

Örneğin Merkür'ün Güneş'in etrafında bir turunun 88 gün değil de 59 gün aldığı, yani Merkür yılının 59 gün olduğu keşfedildi. Ardından evrende "nörton yıldızlarının" varlığı kanıtlandı.

Ağustos 1989'da ilk kez bir asteroid görüntüsü elde edildi: Castalia asteriodi.

Dünya dışı zeka arayışı projesi: SETI

Dünya dışı zeka arayışını hedefleyen SETI projesinde de Arecibo'nun önemli bir yeri var. İşte bu amaçla 1974'te, buradan 25 bin ışık yılı mesafede bulunan ve zaman zaman doğal olmayan sinyallerin alındığı M13 kümesine mesajlar gönderildi. Bu konuda elde edilen bir sonuç olup olmadığı net olarak açıklanmadı.

Askeri istihbarat toplayabiliyor

Tabii, Arecibo'nun, fazla bilinmeyen bir başka kullanım alanı daha var. Askeri istihbarat toplayabiliyor. Örneğin Rus askeri radarların yaydıkları dalgalrın Ay'a yansımasından, bu radarların yerini belirleyebiliyor.


Katlanabilen, yamulabilen ekranlı cep telefonları geliyor

27 Kasım 2008 / 08:30

Eskiden sadece bilimkurgu filmlerinde gördüğümüz cihazlar hayatımıza girmeye başladı.

İlk önce cep telefonu icat edildi, sonra renkli ekrana kavuştu, daha sonra ise fotoğraf ve video çekebilmeye başladı. 2009 yılından sonra ise katlanabilen, yamulabilen ekranlı cep telefonları ile tanışacağız.

Samsung, Japonya'nın Yokohama kentinde düzenlenen FPD Uluslararası Teknoloji Fuarı'nda çok ilginç bir cep telefonu örneğini katılımcılara gösterdi. Dokunmatik OLED ekrana sahip olan cep telefonu kitap gibi tam ortasından katlanabiliyor. Cihaz kapalıyken görünümü normal bir cep telefonuna benziyor. Ancak telefonun katları açıldığında yaklaşık 5 inch genişliğinde esnek OLED ekrana dönüşüyor. Geniş ekranı internette sörf yapmak ve hatta film izlemek, oyun oynamak için yeterince büyük.

Ayrıca telefon taşınabilir bir medya player'a dönüşebiliyor.

OLED nedir?

Organik Işık Yayan Diyot (OLED) teknolojisi son yıllarda geliştirilen ve özellikle cep telefonu, dijital fotoğraf makinesi, otomobil teybi gibi cihazlarda kullanılan bir yenilik. Normal LCD ekranların aksine oldukça düşük enerji tüketen (2-10 V), klasik ekranlara göre daha az yer kaplayan ve yaklaşık 160 derecelik bir görüş açısı sağlıyor.


Bilimin Zorlandığı Sorular
27 Kasım 2008 / 14:05

Kâinatın, içinde gömülü bulunduğu metafizik hakikati idrak etmede yaşadığımız en büyük zorluk, yaradılışa içeriden bakıyor olmamızdır.

Bizler zaman, uzay ve maddeyle kayıt altına alınamayan metafizik gerçekleri idrak etmeye çalışıyoruz; çünkü bütün düşüncelerimiz fizikî tecrübelerimize dayanıyor. Ömrünü kutuplarda geçirmiş, suyu hep buz olarak algılayıp mânâlandırmış bir insana, yıllar sonra buharı gösterseniz ve 'Bu da sudur!' deseniz, onu ikna etmekte elbette zorlanırsınız.

Önceleri kâinatın -klâsik fiziğin bakış açısıyla- tamamen deterministik kurallara göre yapılandırıldığı ve işletildiği kabul ediliyordu. Determinizm prensipleri, insanlara aynı sebeplerin aynı neticelere yol açacağını öğretmişti. Daha sonraları ortaya çıkan kuantum fiziği ve izafiyet gibi sahalarda yapılan çalışmalar, maddenin en küçük ölçeğe inildiğinde, zannedildiği gibi katı olmadığını ortaya koydu. Atomlar, protonlar, nötronlar, kuarklar, gulanlar ve bunlar arasındaki irtibatı sağlayan bağlar, bilgi-akıl paralelinde yapılan değerlendirmelerin değişmesine vesile oldu. İlmî sahalarda yapılan bu çalışmalar, insanı tekrar düşünmeye zorladı. Zaten fen ilimlerimde dün yoktur, bugün vardır. Bugün îzah edilen bazı gerçekler, yarın farklı bir temelde tekrar îzah edilebilir.

Varlığın bütününe ait bilgiler olmadan, o bütünün bir parçası hakkında isabetli yorumlar yapabilmek mümkün değildir. Saatin ne maksatla yapıldığını bilmeyen bir insan, saatin içindeki her parça için farklı yorumlar yapabilir. Ancak bu yorumların tam doğruluk nispeti, ihtimal hesaplarına giremeyecek kadar düşük olur. Koskoca bir kâinatta küçücük bir noktanın acizliği ortadadır. Bu sebeple, etrafımızda gördüğümüz müthiş yaratma faaliyeti ve fizikî dünyanın sınırlı yapısı, bizi fizik kanunlarını koyan ve işleten Kuvvet Sahibi'ni düşünmeye ve O'nun bize sunduğu mesajları anlamaya zorlamaktadır. Kâinatı bu perspektiften okuyabilmek, bize Varlığın Sahibi'ne ulaşma adına büyük mesafeler aldırabilir.

Oksijen ve hidrojen elle tutulabilseydi, acaba bunların bir araya gelerek oluşmasına vesile oldukları suya ulaşılabilinir miydi? Veya sodyum ve klorun; sodyum klorürü -bildiğimiz sofra tuzunu- meydana getirmek için bir araya gelebileceğini tahmin edebilir miydik? Bir sistem kendisinden daha karmaşık bir başka sistemin meydana getirilmesinde aktif olabilir. Ancak bir sistemin kendisinin temel hususiyetlerinden tamamen farklı, yepyeni bir sistem meydana getirdiği müşahade edilmemiştir. Akıl ve şuurdan mahrum olan, rengi, kokusu vb. özellikleri ile etrafımızda gördüğümüz farklılıkları ihtiva etmeyen karbon, hidrojen, oksijen ile diğer elementlerin insan gibi bir mucizeyi –haşa– kendi kendilerine inşa ettiğine hangi akıl sahibi inanabilir? Kâinatın maddî temelini oluşturan atomik ve atomaltı seviyedeki parçaların her birini ve bunlar arasındaki olağanüstü sıkı münasebetleri izahta, sadece fizikî açıklamalar yeterli değildir. Fizik, bir hâdisenin hangi şartlarda veya nasıl tezahür ettiğini açıklamaya çalışır; fakat bu âhenkli ve mîzanlı hâdiselerin kim tarafından, hangi maksatla yaratıldığını cevapla(ya)maz. Kâinatta her şey o kadar yerli yerindedir ki, perdenin arkasındaki Zât, dâima kendini hüşyar kalblere, zinde akıllara hissettirir.

Bundan yüzyıl önce maddenin katı, sıvı ve gaz şeklindeki formlarının aslında yoğunlaşmış enerji olduğunu söyleseydiniz, insanlar size herhalde gülerlerdi. Daha sonraları, Einstein'ın ortaya attığı izafiyet teorisi ile başlayan bir vetire, maddeye yeni bir bakış açısı getirilmesine vesile oldu. Max Planck'ın 'ısınmış maddelerin, ayrı ve sâbitleşmiş enerjilerde ışıdığı'na dâir keşfi ile 'kuanta' olarak bilinen enerji paketleri gündeme geldi. Bu büyük keşif, bütün maddelerin aslında yoğunlaşmış enerji olduğunu söylemekteydi. Fizikî âlemin dar kalıplarında hâdiselere izah getirmeye çalışan herkesi zorlayan bu açıklamaların hayatımızda pratik uygulamalarını görmek mümkün. Transistörler, cep telefonları, televizyonlar, mikrodalga fırınlar ve daha birçok âlet, bu sezgilere ters düşen keşiflerin ışığında yapılmıştır. Bu gelişmeler, varlığı daha derinden okuma imkânını da bizlere sunmaktadır. Kuantum fiziği çevresindeki her bir gelişme, etrafımızdaki hâdiselere ve maddeye bakışımızı yeniden gözden geçirmemize vesile olmuştur. Şimdi etrafımızda cereyan eden bazı hâdiselere kısaca bakalım:

Mıknatısların manyetik sahasına giren manyetik malzemelerin davranışlarına hepimiz âşinayızdır. Ama nasıl? Mıknatıstan yayılıp, metale yakına gelmesi emrini veren şey nedir? Peki, aynı kutuplu mıknatıslar karşı karşıya gelince, ortaya neden itme kuvveti çıkar?

Yerçekimi de bir muamma olarak karşımızda durmaktadır. Neden bir çekim vardır? Dünya'daki varlığın uzaya saçılıp gitmemesi için mi? Olabilir. Ancak yerçekiminin bir neticesi olan bu husus, "Yerçekimi neden var?" sorusunun cevabı değildir. Hem şuursuz bir varlık, diğer bir varlığı neden koruma ihtiyacı hissetsin ki?!

Elektrik, hayatımızda oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Yaptığı işleri görünce elektriğin ne olduğunu genellikle anladığımızı zannederiz. Hiç düşündük mü, elektrik nedir? Verilebilecek pek çok cevap bulunabilir. Ancak bu cevapların hiçbiri elektriğin bize neden hizmet ettiği gerçeğini izah etmez.

İnsan vücudu, yaklaşık 75 trilyon hücrenin ortak bir hayat için beraber hareket ettiği bir mu'cize makine gibi çalışır. Her bir hücre hayatın devamı için bağımsız olarak katkıda bulunmasına rağmen, insan vücudunda işlerin karışmaması, idrak sahiplerine çok şey ifade etmektedir. Duyduğumuz üzücü bir haber, gözlerimizden yaşların boşalmasına sebep olurken, korkunç bir hâdise tüylerimizi diken diken edebilir. Üzülen veya korkan hangi hücrelerimizdir?

Hücrelerin büyük çoğunluğu altı ayda bir yenilenmektedir. Eski hücre, yerini yenisine bırakırken, bilgisini de bırakmaktadır. Hücre zarı, hangi maddeleri alıp hangilerini almaması gerektiğine dâir ön bilgiye nasıl sahip olmaktadır? Hücre zarı kapı bekçiliği vazifesini kimden almaktadır? Böyle bir iş bölümünü kim yapmıştır?

Işık nedir? Nasıl ortaya çıkmıştır? Göz-madde-ışık koordinasyonu nasıl sağlanır? Işığın foton veya dalga şeklinde meydana gelmesinde belirleyici faktör nedir? Işık neden aydınlatır? Işığı meydana getiren fotonlar, bu bilgiye nasıl sahip olmuşlardır?

Şüphesiz bu soruların ilmî açıklamaları şu veya bu şekilde yapılmaktadır. İlim bize hâdiselerin nasıl gerçekleştiğini îzah etmeye çalışmaktadır. Ama bu hâdiselerin neden gerçekleştiğini izah edememektedir. Arının, balı nasıl ürettiği elbette bilinmektedir. Ama çok faydalı bir gıda olan balın, insanın hizmetine verilmesi gerektiğini şuur sahibi olmayan arılar nereden bilmektedir? Bu listeye daha pek çok soru eklenebilir. Bilim dünyasının ortaya koyduğu her yeni keşif, maddeye hükmeden bir gücün, varlık üzerindeki büyük hâkimiyetini ortaya koymaktadır. Kâinattaki müthiş âhengi, varlıkların işleyişindeki harika nizamı anlamak için, fen ilimlerinin îzah getiremediği bir yaklaşıma da açık bulunmak gerekir. Varlık âleminde meydana gelen hâdiseleri, peşin hükümlerden uzak şekilde anlamaya çalışan nazarlar, bugün 'kâinattaki âhenk ve nizamın her şeye gücü yeten bir Yaratıcı'yı işaret ettiği' hakikatine doğru kaymaktadır.

TÜBİTAK, roketin bile delemediği zırh üretmeyi başardı
 
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), 15 yıllık çalışmanın sonunda, roket saldırısında bile delinmeyen 'kompozit zırh' üretmeyi başardı. Buluşun test, modelleme, simülasyon gibi aşamaları tamamlandı.
Dünyada çok az ülkenin sahip olduğu bu teknolojiyle kaplanan platformlar, roketlerin tahribatından etkilenmiyor. Kara, hava ve deniz savaş araçlarında da kullanılabiliyor. Sistemin suikast silahlarına karşı geliştirilmiş modeli, Çankaya Köşkü kabul ve tören salonunun pencereleri ile duvarlarında uygulandı. Çalışmaları yürüten Marmara Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Tarık Baykara, kurumun 35 kişilik ekiple bunu başardığını söyledi. Zırh teknolojisinin milli olması gerektiğini dile getiren Baykara, "Bu zırhlar, silahların etkisini neredeyse sıfırlıyor." dedi.

TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) müdürlerinden Doç. Dr. Tarık Baykara, tamamen yerli mühendis ve malzemelerle geliştirilen 'kompozit zırh' için Malzeme Enstitüsü'nün 15 yıldır çalıştığını anlattı. 35 kişilik ekibin projenin hammaddelerin geliştirilmesi ve zırh haline getirilmesi ile tasarım, test, geliştirme, modelleme ve simülasyon çalışmaları yaptığını belirtti. Enstitüde geliştirilen kompozit zırhların, insan hayatını, ağır muharebe tanklarının da aralarında bulunduğu zırhlı araçlar, hava ve deniz savaş platformlarını korumak üzere özel tasarlandığını aktaran Baykara, "Bu zırhlar, silahların etkisini neredeyse sıfırlıyor." diye konuştu. Baykara, dünyada çok az ülkenin bu teknolojiye sahip olduğunu ifade ederek, zırh teknolojisinin 'milli olması' gerektiğini vurguladı. Baykara, bu uygulamanın özellikle güvenlik güçlerinin şehir içinde yaşanacak muhtemel bir çatışmada korunması amacıyla geliştirildiğini kaydetti.

Doç. Dr. Baykara, TNT ve eşdeğer infilak etkisine sahip mayınlara karşı da koruyucu tasarımları bir süre önce geliştirdiklerini belirterek, bunları gerçek silahlarla test ettiklerini ve çok başarılı sonuçlar aldıklarını bildirdi. Enstitüde kompozit zırh teknolojisi alanında geliştirdikleri son ürünün ölümcül bir silah olan M72 ve benzeri roketlere karşı üstün koruma sağladığını bildiren Doç. Dr. Tarık Baykara, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu silahın içindeki bakır hüzme, büyük bir basınçta gördüğü her katı cismi sıvı gibi algılıyor. Onların içinden, sanki sıvının içinden geçer gibi geçiyor. Yani maddenin artık dördüncü haline geliyor."
BAŞIMIZA UZAYDAN TANK DÜŞECEK

     Uluslararası Uzay İstasyonu'nun zehirli amonyak taşıyan 635 kg ağırlığındaki soğutucu tankı, bugün dünya atmosferine giriyor.
     GÖREVİNİ tamamladıktan sonra 23 Temmuz 2007'de astronot Clayton Anderson tarafından yerinden sökülerek uzay boşluğuna bırakılan "Early Ammonia Servicer" adlı tank, giderek alçalarak atmosferin kıyısına vardı. Buzdolabı büyüklüğündeki tankın nereye ve saat kaçta düşeceği ise bilinmiyor. Uzmanlar atmosfere girdikten sonra 15 parça halinde düşmesi beklenen tankın insanlara zarar verme ihtimalinin düşük olduğunu, ancak yine de dikkatli olunması gerektiğini söylüyorlar. Bugüne kadar uzaya bırakılmış en büyük çöp olan tankın kopacak parçalarından bazılarının 18 kilo kadar olabileceği belirtiliyor.


Elektronik kağıt ilk adımını attı  ( 17 Ekim 2008 - Cuma 08:22 )

Bundan 10-15 yıl önce sadece hayal edebileceğimiz şeyler bir bir gerçek olmaya başladı. "Gelecek" üzerine çekilen fantastik filmlerde görmeye alışık olduğumuz nesnelere artık günlük hayatımızda daha sık rastlar olduk.

Interaktif Pazarlama Dergisi`ndeki habere göre, geçtiğimiz ay kapağında elektronik kağıt ya da diğer bir deyişle e-kağıt kullanan ünlü erkek dergisi Esquire`da bunlardan birini hayata geçirdi.
 
Böylece eski alışkanlıklarınızı da devam ettire-biliyorsunuz. Ancak geleneksel gazetenin sahip olduğu mürekkep kokusunun eksikliği de hissedilmiyor değil. Öte yandan aynı cihaz üzerinden birden fazla gazete, dergi ve hatta kitaba kolaylıkla ulaşılabiliniyor. Bütün bu olumlu özelliklerinin yanı sıra elektronik kağıdın geliştirilmesi gerekiyor. Geleneksel bir gazete bazı yönleri benzer olsa da geleneksel bir gazete değil ve okuyucuların gazeteyle sayfa çevirmekten daha ileri seviyede bir etkileşime girmesi gerekiyor. Ayrıca, tek boyutlu ve düz olması da dezavantajları arasında kabul ediliyor. Başka bir önemli nokta da renklerin yeterli olmaması. Her geçen gün bu konuda yapılan araştırmaların sayısı artsa da kesin sonuca ulaşmak için daha zamana ihtiyaç var gibi gözüküyor.

Mikro kapsüllerle çalışıyor

Elektronik kağıtlar, iki yüzey arasında bulunan, dijital mürekkep olarak adlandırılan elektronik ortamda şarj edilebilen tanecik teknolojisiyle çalışıyor, elektrik akımının yardımıyla parçaları işleyerek okunabilir bir görüntü elde ediliyor. E-kağıtların birçok çeşidi olsa da en temeli `electrophoretic` ya da `EDP` ekran olarak adlandırılıyor. Ekran, her biri beyazları pozitif, siyahları negatif yük içeren milyonlarca minik mikro kapsülden oluşuyor. Kapsüller, ekranın her yerine yayılıyor. Elektrik akımıyla birlikte beyaz ve siyahları sıraya sokmak için mikro kapsüller hareket ediyor ve görüntü oluşuyor.

Bugüne kadar neler yapıldı?

Bugüne kadar elektronik kağıt için birçok farklı teknoloji geliştirildi. Xerox, 3M ile ortak olarak Gyricon adlı elektronik kağıdı yarattı. Lucent ise E Ink isimli firma ile "E Ink" olarak isimlendirilen cihaz üzerinde çalışıyor ve birkaç yıl içerisinde piyasa da görülmesi bekleniyor. Toshiba`nın ise bundan birkaç yıl önce siyah-beyaz elektronik kağıdın seri üretimine geçmeyi planladığı biliniyordu. LC Philips LCD tarafından geliştirilmiş kağıtlar `Dünyanın ilk renkli A4 elektronik kağıdı` olarak tanımlanıyor. En son, geçtiğimiz ay Delta Electronics tarafından üretilen yüksek performanslı elektronik kağıt tanıtıldı. Elektronik kağıt, e-kitaplar ve elektronik gazeteler için uygulama olanağı sunuyor. Ekrandaki bilgiler bilgisayara veya cep telefonuna yüklenebiliyor ya da elektronik kalemler ile kullanılabiliyor. Sony birçok farklı e-kağıt okuyucu versiyonu geliştirdi. Amazon Kindle ise kablosuz bağlantı destekleyicisiyle bağlantı ve her yerden içeriğe erişim imkânı sunuyor. Bazı büyük gazeteler şimdiden bu teknolojiyi test etmeye başladı. Fransa`da günlük Les Echos gazetesi aboneleriyle sınırlı olarak sayfalarını elektronik olarak piyasaya sürdüğünü duyurdu. Hollanda günlük gazetesi NRC Handelsbald ise "iRexiLiad" okuyucusu için sayfalarını dağıtmaya başladı.

Çevreci hareket

Çevrecilik ve çevre korunması söz konusu olunca, rota dijital ortamlar oluyor. Faturalar ve diğer bilgilerin internet üzerinden paylaşılması ağaç kesilmesini önlemek adına oldukça önemli bir gelişme oldu. Elektronik kağıtların günlük hayatımıza girmesi basılı ürünlerin sonu olmayacak belki ama e-kağıtlar çevreci ve hayat kolaylaştırıcı yönleri ile birçoğumuzun gözdesi olacağa benziyor. Hiç şüphesiz zahmetsiz ve kullanışlı olan elektronik kağıtlar ile yakın gelecekte daha çok karşılaşacağız.

E-kağıtların birçok çeşidi olsa da en temeli `electropharetic` ya da `EDP` ekran olarak adlandırılıyor.

 
  INFOMELDUNG_LOGINBOX  
Reklam  
   
TEBRİK  
  Muharrem ayınız ve aşure günüz hayırlı olsun.  
Cenâb-ı Hak buyuruyor  
  “Onlar ayakta dururken, otururken, yanları üzerindeyken (dâimâ) Allâh’ı zikrederler. Göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin tefekkür ederler (ve şöyle derler): Rabbimiz! Sen bu (âlemi) boşuna yaratmadın, Sen’i tesbîh ederiz, bizi cehennem azâbından koru!” (Âl-i İmrân, 191)
 
Rasûlullah (S.A.V) buyurdular  
  “Tefekkür gibi ibadet yoktur.” (Beyhakî, Şuab, IV, 157)  
Kıssa  
  Lokman (as) yalnız başına tenhâ bir yerde oturup tefekkür etmeyi çok sever ve bunu sık sık tekrarlardı.

Kendisine:

“–Sen umûmiyetle yalnız oturuyorsun. İnsanlarla oturup sohbette bulunsan daha münâsip olmaz mı?” diye sorulduğunda şu cevabı verdi:

“–Uzun müddet yalnız kalmak, tefekküre daha müsaittir. Uzun süre tefekkürde bulunmak da, insanı Cennet’in yoluna sevk eden bir kılavuzdur.”
 
Bu sayfayı 27641 ziyaretçi (67062 klik) ziyaret etti!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Kardeş kardeşi sevmeli, fenalığı için yalnız acır, tahakkümle değil lütufla ıslahına çalışır. Mektubât