Başlangıcı olan her şeyin, bir de bitişi vardır.
 
ARI VE «İ«EK
Zaman su gibi akarken, sesizce çok şeyi alır götürür.  
  ANA SAYFA
  EĞRİSİ DOĞRUSU
  GÖNDERDİKLERİNİZ
  İZ BIRAKANLAR
  MEZUNLAR
  NASIR TAŞI
  NURDAN DAMLALAR
  SAYAÇ
  SORU-CEVAP
  STAJ
  ŞİİR-MAKALE
  TEKNOLOJİ
  VELİ REHBERLİK
  YÖNETMELİKLER
  DİSİPLİN
  SINIF GEÇME
  SOSYAL ETKİNLİK
  KILIK KIYAFET
  MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM
  ZİYARETÇİ DEFTERİ
  Arşiv
Copyright By Zafer DEDE Her Haklı Saklıdır. Kaynak gösterilmeden başka yerlerde yayınlanamaz.
NURDAN DAMLALAR
Elhasıl: Ey nefis!  Bil ki, dünkü gün senin elinden çıktı. Yarın ise, senin elinde senet yok ki ona mâliksin.
 
Öyle ise, hakikî ömrünü, bulunduğun gün bil; lâakal (en az) günün bir saatini, ihtiyat akçesi (tasarruf parası) gibi, hakikî istikbal (gelecek) için teşkil olunan (hazırlanan) bir sandukça-i uhreviye (ahiret sandığı) olan bir mescide veya bir seccadeye at.

Diğeri, Rezzâk-ı Hakikîyi (Hakikaten rızkımızı bize vereni) itham etmek (asılsız karalamalarla karalamak yani sanki rızkı O vermiyormuş gibi çabalamak) derecesinde derd-i maişete (geçim derdine) dalıp ferâizi (farzları) terk eden ve maişet (geçim) yolunda rastgele günahları işleyen fâsık-ı hâsirdir (zarara uğrayan günahkardır.



ŞU ESASATA (ESASLARA) DİKKAT LÂZIMDIR:

1- Allah'a abd (kul) olana her şey müsahhardır(kolaydır). Olmayana her şey düşmandır.

2- Her şey kader ile takdir edilmiştir (uygun görülmüştür). Kısmetine râzı ol ki, rahat edesin.

3- Mülk Allah'ındır. Sende emaneten duruyor. O emaneti ibka edip (sonsuzlaştırıp) senin için muhafaza edecek. Sende kalırsa meccanen (faydasız) zâil olur (yok olur) gider.

4- Devam olmayan bir şeyde lezzet yoktur. Sen zâilsin (yok olucusun). Dünya da zâildir. Halkın dünyası da zâildir. Kâinatın şu şekl-i hazırı da zâildir. Bunlar sâniye ve dakika ve saat ve gün gibi birbirini takiben zevale gidiyorlar.

5- Âhirette seni kurtaracak bir eserin olmaığı takdirde, fâni dünyada bıraktığı eserlere de kıymet verme (Mesnevi-i Nuriye s.129)
 
  INFOMELDUNG_LOGINBOX  
Reklam  
   
TEBRİK  
  Muharrem ayınız ve aşure günüz hayırlı olsun.  
Cenâb-ı Hak buyuruyor  
  “Onlar ayakta dururken, otururken, yanları üzerindeyken (dâimâ) Allâh’ı zikrederler. Göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin tefekkür ederler (ve şöyle derler): Rabbimiz! Sen bu (âlemi) boşuna yaratmadın, Sen’i tesbîh ederiz, bizi cehennem azâbından koru!” (Âl-i İmrân, 191)
 
Rasûlullah (S.A.V) buyurdular  
  “Tefekkür gibi ibadet yoktur.” (Beyhakî, Şuab, IV, 157)  
Kıssa  
  Lokman (as) yalnız başına tenhâ bir yerde oturup tefekkür etmeyi çok sever ve bunu sık sık tekrarlardı.

Kendisine:

“–Sen umûmiyetle yalnız oturuyorsun. İnsanlarla oturup sohbette bulunsan daha münâsip olmaz mı?” diye sorulduğunda şu cevabı verdi:

“–Uzun müddet yalnız kalmak, tefekküre daha müsaittir. Uzun süre tefekkürde bulunmak da, insanı Cennet’in yoluna sevk eden bir kılavuzdur.”
 
Bu sayfayı 27228 ziyaretçi (66511 klik) ziyaret etti!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Kardeş kardeşi sevmeli, fenalığı için yalnız acır, tahakkümle değil lütufla ıslahına çalışır. Mektubât